SEREBRAL PALSİ - Sınıflama : Hareket Bozukluğuna Göre

 

serebral palsi nedir
nedenleri
nasıl oluşur
sınıflama
topoğrafik sınıflama
nörolojik bulgular
klinik görünüm
hastalığın seyri
tedavide hedefler
tedavi yöntemleri
ilaç tedavisi
botoks uygulaması
fizyoterapi
selektif dorsal rizotomi
cihaz kullanımı
ayakta ekinus
parmak ucu yürüyüşü
ekinus tedavisi
çarpık ayak
ayakta valgus
ayakbileğinde valgus
halluks valgus
çömelerek yürüyüş
hamstring gevşetme
kalça sorunları
kalçada gevşetme
kalça çıkığı
çıkık kalçada sorunlar
çıkıkta tedavi koşulları
femur osteotomisi
asetabulum osteotomisi

Sınıflama

Hareket Bozukluğuna Göre

Serebral palsili hastalarda sınıflama tedavide izlenecek yol ve alınacak sonuç açısından çok önemlidir. Bu hastaları hasar gören kısmın beyindeki konumuna göre, hareket bozukluğunun çeşidine, tonus değişikliklerine, ya da gövdenin hangı kısmının etkilendiğine göre sınıflandırmak mümkündür. Ancak serebral palsi çok değişik şekillerde görülebildiğinden mevcut görünümü her zaman belli bir sınıflama içinde değerlendirmek mümkün olmayabilir.

Serebral palsili hastaları hareket bozukluğu çeşidine göre sınıflandırırsak;

olmak üzere 4 ana grupta toplayabiliriz.

SPASTİK TİP

Spastisite harekete yanıt olarak kasda aşırı artış gösteren kasılma ve tutukluk halidir. Spastisite beynin istemli hareketi yönlendiren yüzeyel kısımlarının (beyin korteksi) hasar görmesi sonucu oluşur.

Spastisitede kol, bacak ve gövde kaslarının tonusunda (istirahatteki kas gerginliği) artış mevcuttur. Spastik kaslar pasif hareket sonucu oluşan gerilmeye karşı aşırı kasılmayla yanıt verirler. Tonusdaki artış o kasın hareket ettirilmesindeki hıza bağlıdır; yani böyle bir çocuğun dirseği hızla açılmak istendiğinde  dirseği kontol eden kasların süratle kasıldığı ve dirsek hareketini zorlaştırdığı, ancak aynı dirsek bu sefer yavaş olarak açılmak istendiğinde bu direncin çok daha düşük olduğu gözlenir. Örneğimize devam edersek, dirsek hızla açılmak istendiğinde dirseği kontrol eden kaslar önce buna süratle direnirler, ancak kısa bir zaman sonra dirsek kasları gevşer. Dirsek kaslarının gevşemesini bu kasların tekrardan kasılması ve harekete direnmesi izler. Bu kasılma ve gevşeme olayı dirseğin açılması tamamlanıncaya kadar bir kaç kere tekrarlanır. Bu duruma dişli çark hareketi denir.

Spastik kasdaki tonus artışı o kasda değişen oranda güçsüzlüğe yol açar.

Serebral palsi hastalarının çoğu bu spastik gruptadır (yaklaşık 4 çocuktan 1'i) ve tedaviden en çok bu grup hastalar yararlanır.

DİSKİNETİK TİP

Beyinin daha derindeki merkezlerinin (talamus, beyincik) hasar görmesi sonucu ortaya çıkar. Bu merkezler eşgüdüm, denge ve ince motor hareketlerden sorumludurlar.

Diskinetik tipde zamanla tonus değişiklikleri gösteren istemsiz hareketler söz konusudur. Hastalar başlangıçta genellikle hipotonikdir; giderek atetoz, distoni, ya da korea gelişir.

Atetoz istemsiz yapılan solucanvari kıvranma hareketlerini ifade eder. Karşıt kaslar (agonist ve antagonist kaslar) birlikte kasılır. Çocuk belli bir amaca yönelik bir hareketi yapmaya kalkıştıkça, bu kıvranma hareketi daha da artar. Daha çok yüz, dil ve kol ve bacakların distal kısımlarını tutar (eller, ayaklar).

Distonide artmış tonus mevcuttur, ancak spastisitede olduğu gibi kasın hareketindeki hıza bağımlı değildir. Böyle bir çocukda dirseği açmayı denediğimizde, ne kadar yavaş ve nazik olursak olalım, tonusu azaltmak mümkün olmaz; buna rijidite denir. Hastada duruş bozukluğu belirgindir. Genellikle gövdeyi ve kol ile bacakların proksimal kısımlarını tutar.

Korea istemsiz yapılan ani, ufak hareketlerdir. Genellikle ayaklarda ve ellerde rastlanır.

Hipotonik çocuklarda ise tonusda azalma söz konusudur. Bebek büyüdükçe hipotoni genellikle spastisiteye dönüşür.

Diskinetik tipler heyacanlandıklarında istemsiz hareketler de artar. Konuşma bozuktur; çocuğu anlamak zordur. Zeka genellikle normal olmasına karşın konuşma bozukluğu nedeniyle yanlış kanıya varılabilir. Sıkça eşlik eden işitme kaybı da bu yanlış kanıyı güçlendirir. Hastalar yutma güçlüğü çeker; tükürüklerini tutamaz.

En sık koreoatetoid tip görülür; doğum sonrası bebekde gelişen sarılığa bağlıdır. Sarılığa yol açan, kandaki yüksek miktarda bilirubin maddesinin beyinde sözkonusu merkezlerde birikmesi bu merkezlerde kalıcı kimyasal hasar oluşturarak bu tablonun oluşmasına neden olur (kernikterus).

ATAKSİK TİP

Ataksi denge bozukluğu olarak özetlenebilir. Çocuklar dengeyi sağlamak amacıyla bacaklarını açarak beceriksizce yürürler. Beyincik (serebellum) hasarında görülür. Çocuk başlangıçta genellikle hipotoniktir; 3 yaşından sonra tonus düzelirken denge sorunu ortaya çıkar.

KARMA TİP

Serebral palsili hastalarda değişik tip hareket bozuklukları görülür. Genellikle bir çocukta bu bozuklardan bir kaç tanesi birlikte bulunur, ancak bunlardan biri çok daha baskındır (karma tip). Örneğin, spastisite ve ataksi sıklıkla birlikte bulunur. En sık spastik ataksik dipleji şeklinde görülür ve sıklıkla hidrosefali ile birliktedir.

hipotoni


web sayfam hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek isterim. Lütfen
5 dakika zaman
ayırıp anketimi yanıtlayın


 

 

 


Bu sayfada yer alan bilgilerin tamamı ebeveynleri çocuk ortopedisinin konuları hakkında bilgilendirmek amacıyla verilmektedir.

Bu bilgilerden yola çıkarak ebeveynlerin çocuklarındaki rahatsızlıklara tanı koymaları,

daha da ileri giderek kendilerini hekim yerine koyarak çocuklarını tedavi etmeye kalkışmaları son derece sakıncalıdır.

Bu sayfada yer alan bilgiler bir hekimin muayene sonucu vereceği kararın yerini asla alamaz.